ya bir gun uyandığımda aldığım mektubun,üzerimde yarattığı yıkıcı etki sonucunda mekkeye gidip bir piramit inşa ettirmeye kalkışırsam..kim bu piramidin enerjisini kullanmama engel olabilir ki?!?
pencereden girilip yatağıma bırakılan çiçeklerden,bana benzetilen çileklerden,içinden "içgüdülerini takip et"yazıları cıkan çikolatalardan,"titanic"teki 3.sınıf vatandaşların alt kompartımanda yapmış oldukları partilerdeki müziklerin benzerlerinde yapılan benzer kahkahalarla dolu danslardan,mum ışığında blues gecelerinden,bisikletle yapılan cocuksu yarışlardan,her anı hızlandırarak içine sıkıştırılarak yaşanan saniyelerden,dünyanın en şahane müzikallerinden,kocaman binaların arasında küçücük kaldıktan sonra gözlerimi kapattım..açtığımda herşey bitmişti..kim beni inandırabilirki rüya tanrısının gözlerime serpiştirdiği birkac kırıntı kumdan başka birşey olmadığına bunun..
evet,bazı duygular hissedilemeyecek kadar büyük oluyor..
tüm zamanı minicik minicik parcalara bolerek degerlendirmeye kalksam dahi en minik ayrıntısına kadar asla unutamayacağım harika anlar yasadığım yere veda ettim apar topar..arkamda pek cok anı,gözyaşı bırakarak..bazen hayat hiç adil olmuyor..ya da hiç bir zaman..hollywood'u ancak diş macunumun üstüne sürmeme izin veriyor..şimdilik..
güçlü duygular yasadığımız zaman mı en gercek oluruz?en mutlu,en üzgün,en heyecanlı,en korkak anlarımız mı maskesizdir??duygularımızı kontrol altına almadığımız ya da almaya calısmadığımız zamanlar..
yağmur yağdığı zaman yerlerin camur olmadığı sehirleri seviyorum..yazın yağan yağmurları daha cok seviyorum..kasırga tehlikesi içerse bile..ama o yağmuru calıstığım mağazanın camlarından izlemek istemiyorum..kendimi sokaklara atıp koşmak istiyorum içimde "summertime" calarken..melodiye ayak uydurmak için yavas kosmam gerekicek belki ama ziyanı yok..denize(okyanusa ya da)gittiğim zamanlarda birkac amerikalının "buraya gel" diye cılgıncasına bagırıp,benim ortalıkta köpek balığı var galiba korkusuna kapılmama sebep olmalarını ve sonrasında zehirli deniz analarının varlığından öturu uyarmalarını seviyorum..denizden cıkmama sebep olsalar dahi..ki bir tanesi cani("the monster"dı galiba) filmindeki charlize theron'a cok benziyordu..ki o filmdeki olaylarda bu sehirde gecmiş..filmde burada cekilmiş..highway98 :P..hergün yeni duygular yakaladığım için mutlu oluyorum..yeni kokular eklendiği için hayatıma..yeni insanlar..korkuyorum onları incitmekten..nerde durmam gerektiğini,ne yapmam gerektiğini bilemiyorum bazen..beni paris gibi romantik bir sehire ait gördükleri için mutlu olabılıyorum..ait olabileceğim tek sehrin orası olduğunu düşünmelerine..gitmeme izin vermiyceklerini söylemelerine gülümsüyorum..birileri tarafından zaman zaman sahiplenilmek hoşuma gidiyor..sonra yeniden özgürlüğüme koşuyorum..gözüm tamamen arkada:)patronum yaptığı abuk sabuk sakaları seviyorum..bazen dakıkalarca gülüyorum sayesınde..askılarla yaptığımız eskrimleri,su tabancasıyla kovalamasını,"bitch"in türkce karsılığını soylemediğimde beni gıdıklayarak zorla soyletmesini..burada da özleyeceğim seyler bırakıcam arkamda..bu duygu kalıcak yanı basımda sadece..
"hulk"tan tek farkım rengımın yesıl olmaması bu aralar..(elfaba'da yeşildi..yeşilin bilmediğim bir anlamımı var acaba??)güçlü,kudretli,kas yığını,yenilmez görünüyorum ama içimde öylesine küçük ve muhtaç hissediyorum..hoş olmayan pekcok şey yaşıyorum burda..tum gun defalarca kendimi ikna etmeye calısıyorum,ama kendimi imha etmiş buluyorum..birkacgunumz kaldı..sanırım herkosulda bir eyalet değişikliği yenilenmek için iyi bir fırsat olucak..
odandan çıkmana gerek yok.masanda oturmaya devam et ve dinle.dinleme bile,sadece bekle.bekleme bile.gercekten sakin ve yalnız ol.dünya özgürce sunacaktır kendini sana.maskesinden sıyrılmak için başka seçeneği yok.huşu içinde yuvarlanacaktır ayaklarının dibine.
pekcok seyde sorun yasadigim gibi internette de sorun yasiyorum burda..ya da bir kac gundur kotu olaylar aralarinda manyetik bir cekim uygulayip ardarda birbire yapisiyor.. ..bu ulkede gercek bir yasam olmadiginin bilincine vardim yalnizca..insanlar surekli calisiyor arta kalan zamanlarinda yemek yapmakla ugrasamadiklari icin yukaridaki klipte dikkat edilebilecegi uzere ilginc yemekler yiyor ya da fastfood restorantlarina akin ediyorlar..dolayisiyla "obezite ciddi bir hastaliktir"icerikli reklamlar;programlar ortalikta fink atiyor..benim icin pek bir sakincasi yok..burada bebek gibi kizlar gorsem daha buyuk rahatsizlik duyabilirdim:Pmecburen bende onlarin lezzetsiz yemeklerinden yiyor ama ardindan okyanusa kosturmayi ya da bisikletle ortalikta dolasip herseferinde bir sekilde yere cakilmayi basariyorum..zaman zaman iskeleye gidiyor yakamoz esliginde bira iciyorum..eve limuzinle dondugum dahi oluyor..kulaga hos geliyor degil mi? yok;hayir o kadar hos degil..calismayi cok sevmedim acikcasi..cok agir geliyor yapilan isler..calistigim yerde cok tatli insanlar olsada..birlikte hem sarki soyleyip hem dans edip hemde calisiyoruz ama zevk almiyorum iste nedensiz bir sekilde..guleryuzlu tatli insanlar cok.. gulumsemedigim zaman salatadan gulen surat yapip bu sekilde gulumsemeni istiyoruz diye bana iyi hissettirmeye calsiyorlar..ya da cok sevimli bir melez gelip turk kizlari amerikalilardan hoslanirmi sence diye cocukca sevimli sorular sorabiliyor..neden olmasin dedigimde de o zaman kaldigin yere seni gormeye gelebilir miyim zaman zaman diyor..gulumsetiyor beni icerigi samimi daha ziyade saf olunca..cunku tanistigim insanlarda bu safligi pek yakalayamadim..bir kizminda en azindan..ama ben O`ndan baskasini isteyemiyorum hayatimda..bu bir sure daha boyle devam edicek sanirim..rahatsiz ve huzursuzum burda cok..bir an once ceki duzen vermem lazim hayatima..ya da cekip gitmem..bilmiyorum..henuz saglikli secim yapamiyorum..ne zaman kadar bekleyebilirim onu da bilmiyorum..